Kolezyum

Gözünden akan,

Kolezyumun üstüne batan güneş mi?

Bu mahallî zincirler,

Seni benden ayıran ölüler mi?

Yoksa bu bayındır mezarlıkları izlemeye gelen el çocukları mı?

Şehrimin bedeni ruhuna hapsolmuş sevgilim.

Takvimlerce ısrar etse de

Ağustos Octaviandan kurtulamamış.

Ona da sorsam, boğazında bir evet düğümlenir:

Seni benden ayıran ölüler mi?

Gerçek mi temiz havayı ve güzel uykuları,

Bu zavallı kalabalığa yasaklayan güç?

Gerçek mi kağıtlar, gerçek mi sanrıları?

Lütfen söyle, inanmak pek güç.

Bir ermiş çıkagelse ve salık verse,

Öldürün ölüleri!

Öldürün can çekişen kaç ölü kalmışsa!

Öldürün ölmekte olanları,

ve öldürün ölenleri diriltmeye çabalayanları!

O zaman ışığına uyanır mıyım? Şimdi söyle bana,

Seni benden ayıran ölüler mi?

Leave a Reply